وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ بَيْنَمَا الْحَبَشَةُ يَلْعَبُونَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِحِرَابِهِمْ إِذْ دَخَلَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فَأَهْوَى إِلَى الْحَصْبَاءِ يَحْصِبُهُمْ بِهَا . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعْهُمْ يَا عُمَرُ " .
Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd, «Bize haber verdi...» tabirini kullandı; İbni Râfi' ise, «Bize Abdürrazzâk rivayet etti.» dedi. Abdürrazzâk demiş ki: Bize Ma'mer, Zührî'den, o da İbnü'l-Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Ebû Hureyre şöyle demiş: «Habeşliler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında harbeleri ile oynarlarken Ömerü'bnü'l-Hattâb giriverdi. Hemen onları taşlamak için yerdeki taşlara uzandı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Bırak onları yâ Ömer!» buyurdular.