وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ جُرَيْجٍ، يُحَدِّثُنَا عَنْ عَطَاءِ، بْنِ أَبِي رَبَاحٍ عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا عَصَفَتِ الرِّيحُ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا وَخَيْرَ مَا فِيهَا وَخَيْرَ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا وَشَرِّ مَا فِيهَا وَشَرِّ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ " . قَالَتْ وَإِذَا تَخَيَّلَتِ السَّمَاءُ تَغَيَّرَ لَوْنُهُ وَخَرَجَ وَدَخَلَ وَأَقْبَلَ وَأَدْبَرَ فَإِذَا مَطَرَتْ سُرِّيَ عَنْهُ فَعَرَفْتُ ذَلِكَ فِي وَجْهِهِ . قَالَتْ عَائِشَةُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ " لَعَلَّهُ يَا عَائِشَةُ كَمَا قَالَ قَوْمُ عَادٍ { فَلَمَّا رَأَوْهُ عَارِضًا مُسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا هَذَا عَارِضٌ مُمْطِرُنَا} " .
Bana Ebû't-Tâhir rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): İbni Cüreyc'i dinledim; bize Ata b. Ebî Rabâh'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'den naklen rivayette bulundu. Âişe şöyle demiş: Şiddetli rüzgâr estiği vakit Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Allah'ım! Senden bunun hayrını, bunun ihtiva ettiği şeyin hayrını ve gönderildiği şeyin hayrını dilerim. Bunun şerrinden, ihtiva ettiği şeyin şerrinden ve gönderildiği şeyin şerrinden sana sığınırım, derdi. Hava bulutlandığı vakit rengi değişir, yerinde duramayıp içeri girer çıkar, öteye beriye gider gelirdi. Yağmur yağdığı vakit ise açılırdı. Ben bunu onun yüzünden anlardım. Kendisine sebebini sorduğumda: — Yâ Âişe! Belki bu bulut, Âd kavminin dediği gibi bir azap olur. Onu vadilerine doğru gelen bir bulut hâlinde görünce: «Bu, bize yağmur verecek bir buluttur.» dediler, buyurdu.»