حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ كَيْسَانَ، حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ صَلَّى عَلَى جَنَازَةٍ فَلَهُ قِيرَاطٌ وَمَنِ اتَّبَعَهَا حَتَّى تُوضَعَ فِي الْقَبْرِ فَقِيرَاطَانِ " . قَالَ قُلْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ وَمَا الْقِيرَاطُ قَالَ " مِثْلُ أُحُدٍ " .
Bana Muhammed b. Hâtim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahyâ b. Saîd, Yezîd b. Keysân'dan rivayet etti. Bana Ebû Hâzim, Ebû Hüreyre'den, o da Nebi'den (sallallahu aleyhi ve sellem) naklen rivayet etti. Nebi şöyle buyurmuş: «Her kim bir cenazenin namazını kılarsa, ona bir kırat vardır. Her kim de cenaze kabre konuluncaya kadar onun arkasından giderse, ona iki kırat vardır.» Ebû Hâzim dedi ki: Ben: «Yâ Ebâ Hüreyre! Kırat nedir?» diye sordum. O da: «Uhud Dağı gibidir.» dedi.