حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي شَامِنَا وَفِي يَمَنِنَا. قَالَ قَالُوا وَفِي نَجْدِنَا قَالَ قَالَ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي شَامِنَا وَفِي يَمَنِنَا. قَالَ قَالُوا وَفِي نَجْدِنَا قَالَ قَالَ هُنَاكَ الزَّلاَزِلُ وَالْفِتَنُ، وَبِهَا يَطْلُعُ قَرْنُ الشَّيْطَانِ.
Abdullah bin Ömer şöyle demiştir: Nebi, "Allah'ım, Şam'ımızı ve Yemen'imizi bereketli kıl!" buyurdu. Orada bulunanlar, "Necid'imizi de" dediler. Nebi yine, "Allah'ım, Şam'ımızı ve Yemen'imizi bereketli kıl!" buyurdu. Onlar tekrar, "Necid'imizi de" dediler. Bunun üzerine, "Depremler ve fitneler oradadır; şeytanın boynuzu da oradan çıkar" buyurdu.