وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَهَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، - وَاللَّفْظُ لِهَارُونَ وَأَحْمَدَ - قَالَ أَبُو الطَّاهِرِ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَمْرَةَ، أَنَّهَا سَمِعَتْ عَائِشَةَ، تُحَدِّثُ أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ إِلاَّ فِي رُبْعِ دِينَارٍ فَمَا فَوْقَهُ " .
Bana Ebû't-Tâhir ile Hârûn b. Saîd el-Eylî ve Ahmed b. İsa rivayet ettiler. Lafız Hârûn ile Ahmed'indir. Ebû't-Tâhir: Bize haber verdi, tabirini kullandı. Ötekiler: Bize İbni Vehb rivayet etti, dediler. (Dedi ki): Bana Mahrame, babasından, o da Süleyman b. Yesâr'dan, o da Amra'dan naklen haber verdi. Amra, Âişe'yi rivayet ederken dinlemiş; Âişe de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinlemiş: «El ancak çeyrek dinarda ve onun yukarısında kesilir.»