وَحَدَّثَنَاهُ حَسَنٌ الْحُلْوَانِيُّ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - وَهُوَ ابْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَزَادَ فِي الْحَدِيثِ وَكَانَ قَيْصَرُ لَمَّا كَشَفَ اللَّهُ عَنْهُ جُنُودَ فَارِسَ مَشَى مِنْ حِمْصَ إِلَى إِيلِيَاءَ شُكْرًا لِمَا أَبْلاَهُ اللَّهُ . وَقَالَ فِي الْحَدِيثِ " مِنْ مُحَمَّدٍ عَبْدِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ " . وَقَالَ " إِثْمَ الْيَرِيسِيِّينَ " . وَقَالَ " بِدَاعِيَةِ الإِسْلاَمِ " .
Bize bu hadîsi Hasen El-Hulvânî ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ya'kûb —ki İbni İbrahim b. Sa'd'dır— rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam, Sâlih'den, o da İbni Şihâb'dan bu isnâdla rivayet etti. Hadîste şunu da ziyade etti: «Allah, Kayser'in başından Acem ordularını defettikten sonra Kayser, Allah'ın kendisine ihsan ettiği lütfa şükür için Hıms'dan Beyt-i Makdis'e yürüyerek gitti.» Yine bu hadîste: «Allah'ın kulu ve Resulü Muhammed'den» dedi. «Erîsiyyîn» yerine «yerîsiyyîn» tâbirini kullandı. «Diâyeti'l-İslâm» yerine «dâiyeti'l-İslâm» dedi.