حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا شَقِيقٌ، حَدَّثَنَا خَبَّابٌ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ هَاجَرْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَلْتَمِسُ وَجْهَ اللَّهِ، فَوَقَعَ أَجْرُنَا عَلَى اللَّهِ، فَمِنَّا مَنْ مَاتَ لَمْ يَأْكُلْ مِنْ أَجْرِهِ شَيْئًا مِنْهُمْ مُصْعَبُ بْنُ عُمَيْرٍ، وَمِنَّا مَنْ أَيْنَعَتْ لَهُ ثَمَرَتُهُ فَهُوَ يَهْدِبُهَا. قُتِلَ يَوْمَ أُحُدٍ، فَلَمْ نَجِدْ مَا نُكَفِّنُهُ إِلاَّ بُرْدَةً إِذَا غَطَّيْنَا بِهَا رَأْسَهُ خَرَجَتْ رِجْلاَهُ، وَإِذَا غَطَّيْنَا رِجْلَيْهِ خَرَجَ رَأْسُهُ، فَأَمَرَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ نُغَطِّيَ رَأْسَهُ، وَأَنْ نَجْعَلَ عَلَى رِجْلَيْهِ مِنَ الإِذْخِرِ.
Habbab şöyle demiştir: "Nebi ile birlikte Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla hicret ettik. Ecrimiz Allah'a kaldı. İçimizden bazıları ecrinden hiçbir şey tatmadan öldü; Mus'ab İbn Umeyr bunlardandır. Bazılarımızın ise meyvesi olgunlaştı ve onu toplamaktadır. Mus'ab Uhud günü şehit edildi. Onu kefenlemek için bir hırkadan başka bir şey bulamadık. Onunla başını örttüğümüzde ayakları, ayaklarını örttüğümüzde başı açıkta kalıyordu. Nebi bize başını örtmemizi ve ayaklarının üzerine izhir otu koymamızı emretti."