حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ مَرَرْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي إِزَارِي اسْتِرْخَاءٌ فَقَالَ " يَا عَبْدَ اللَّهِ ارْفَعْ إِزَارَكَ " . فَرَفَعْتُهُ ثُمَّ قَالَ " زِدْ " . فَزِدْتُ فَمَا زِلْتُ أَتَحَرَّاهَا بَعْدُ . فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ إِلَى أَيْنَ فَقَالَ أَنْصَافِ السَّاقَيْنِ .
Bana Ebû't-Tahir rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ömer b. Muhammed, Abdullah b. Vâkıd'dan, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e uğradım. Örtümde sarkıklık vardı. «Yâ Abdullah, örtünü kaldır!» dedi. Ben de kaldırdım. Sonra: «Ziyade et!» buyurdu. Ben de ziyade ettim. Bundan sonra onu gözetmeye devam ettim. Cemaattan biri: — Nereye kadar? diye sordu. — Baldırların yarılarına kadar, cevabını verdi.