حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ بَعْضَ، أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْنَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَيُّنَا أَسْرَعُ بِكَ لُحُوقًا قَالَ " أَطْوَلُكُنَّ يَدًا ". فَأَخَذُوا قَصَبَةً يَذْرَعُونَهَا، فَكَانَتْ سَوْدَةُ أَطْوَلَهُنَّ يَدًا، فَعَلِمْنَا بَعْدُ أَنَّمَا كَانَتْ طُولَ يَدِهَا الصَّدَقَةُ، وَكَانَتْ أَسْرَعَنَا لُحُوقًا بِهِ وَكَانَتْ تُحِبُّ الصَّدَقَةَ.
Aişe’den rivayet edildiğine göre Nebi’nin hanımlarından bazıları ona, "Hangimiz sana daha çabuk kavuşacak?" diye sordular. Nebi, "Eli en uzun olanınız." diye cevap verdi. Bunun üzerine bir kamış alıp ellerini ölçmeye başladılar. Sevde, eli en uzun olanlarıydı. Daha sonra elinin uzunluğundan maksadın sadaka vermek olduğunu anladık. İçimizden ona en çabuk kavuşan oydu ve sadaka vermeyi severdi.