حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، عَنْ وَرْقَاءَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ أَهْلُ الْيَمَنِ يَحُجُّونَ وَلاَ يَتَزَوَّدُونَ وَيَقُولُونَ نَحْنُ الْمُتَوَكِّلُونَ، فَإِذَا قَدِمُوا مَكَّةَ سَأَلُوا النَّاسَ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {وَتَزَوَّدُوا فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى}. رَوَاهُ ابْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ عَمْرٍو عَنْ عِكْرِمَةَ مُرْسَلاً.
İbn Abbas’tan nakledildiğine göre şöyle demiştir: Yemenliler hacceder, yanlarına azık almaz ve "Biz tevekkül edenleriz." derlerdi. Mekke’ye geldiklerinde insanlardan isterlerdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ, "Azık edinin. Şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır." ayetini indirdi. Bunu İbn Uyeyne, Amr’dan, o da İkrime’den mürsel olarak rivayet etmiştir.