وَقَالَ أَبُو مَعْمَرٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ كَانَ ابْنُ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ إِذَا صَلَّى بِالْغَدَاةِ بِذِي الْحُلَيْفَةِ أَمَرَ بِرَاحِلَتِهِ فَرُحِلَتْ ثُمَّ رَكِبَ، فَإِذَا اسْتَوَتْ بِهِ اسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ قَائِمًا، ثُمَّ يُلَبِّي حَتَّى يَبْلُغَ الْمَحْرَمَ، ثُمَّ يُمْسِكُ حَتَّى إِذَا جَاءَ ذَا طُوًى بَاتَ بِهِ حَتَّى يُصْبِحَ، فَإِذَا صَلَّى الْغَدَاةَ اغْتَسَلَ، وَزَعَمَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَلَ ذَلِكَ. تَابَعَهُ إِسْمَاعِيلُ عَنْ أَيُّوبَ فِي الْغَسْلِ.
Nafi’den nakledildiğine göre İbn Ömer, Zülhuleyfe’de sabah namazını kılınca bineğinin hazırlanmasını emrederdi. Sonra bineğine biner; bineği doğrulunca ayakta kıbleye yönelir ve Harem’e varıncaya kadar telbiye getirirdi. Harem’e varınca telbiyeyi keserdi. Zû Tuva’ya gelince geceyi orada geçirip sabahlar, sabah namazını kıldıktan sonra guslederdi. İbn Ömer, Allah Resulü’nün de böyle yaptığını söylerdi. İsmail, gusül hususunda Eyyub’dan aynı rivayeti nakletmiştir.