حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، عَنْ مَرْوَانَ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ شَهِدْتُ عُثْمَانَ وَعَلِيًّا ـ رضى الله عنهما ـ وَعُثْمَانُ يَنْهَى عَنِ الْمُتْعَةِ وَأَنْ يُجْمَعَ بَيْنَهُمَا. فَلَمَّا رَأَى عَلِيٌّ، أَهَلَّ بِهِمَا لَبَّيْكَ بِعُمْرَةٍ وَحَجَّةٍ قَالَ مَا كُنْتُ لأَدَعَ سُنَّةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لِقَوْلِ أَحَدٍ.
Mervan İbnü’l-Hakem’den nakledildiğine göre şöyle demiştir: "Osman ile Ali’ye şahit oldum. Osman temettu haccını ve hac ile umrenin birleştirilmesini yasaklıyordu. Ali bunu görünce, ‘Umre ve hac için buyur Allah’ım!’ diyerek ikisi için telbiye getirdi ve ‘Hiç kimsenin sözü sebebiyle Nebi’nin sünnetini terk edecek değilim’ dedi."