حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُونُسَ النَّسَائِيُّ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ إِسْحَاقَ، بِإِسْنَادِهِ بِهَذَا الْحَدِيثِ قَالَ مُسْلِمُ بْنُ شُعْبَةَ . قَالَ فِيهِ وَالشَّافِعُ الَّتِي فِي بَطْنِهَا الْوَلَدُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَرَأْتُ فِي كِتَابِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَالِمٍ بِحِمْصَ عِنْدَ آلِ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ الْحِمْصِيِّ عَنِ الزُّبَيْدِيِّ قَالَ وَأَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ جَابِرٍ عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُعَاوِيَةَ الْغَاضِرِيِّ - مِنْ غَاضِرَةِ قَيْسٍ - قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " ثَلاَثٌ مَنْ فَعَلَهُنَّ فَقَدْ طَعِمَ طَعْمَ الإِيمَانِ مَنْ عَبَدَ اللَّهَ وَحْدَهُ وَأَنَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَعْطَى زَكَاةَ مَالِهِ طَيِّبَةً بِهَا نَفْسُهُ رَافِدَةً عَلَيْهِ كُلَّ عَامٍ وَلاَ يُعْطِي الْهَرِمَةَ وَلاَ الدَّرِنَةَ وَلاَ الْمَرِيضَةَ وَلاَ الشَّرَطَ اللَّئِيمَةَ وَلَكِنْ مِنْ وَسَطِ أَمْوَالِكُمْ فَإِنَّ اللَّهَ لَمْ يَسْأَلْكُمْ خَيْرَهُ وَلَمْ يَأْمُرْكُمْ بِشَرِّهِ " .
Bize Muhammed b. Yûnus en-Nesâî rivayet etti (dedi ki:) Bize Ravh rivayet etti (dedi ki:) Bize Zekeriyya b. İshak, bu hadisi aynı senetle rivayet etti. Müslim b. Şu'be dedi ki: Bu rivayette, "Şâfi', karnında yavrusu olan hayvandır." denildi. Ebû Dâvûd dedi ki: Humus'ta Amr b. el-Hâris el-Himsî ailesinin yanında bulunan Abdullah b. Sâlim'in kitabında, Zübeydî'den şöyle nakledildiğini okudum: Yahya b. Câbir bana Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da Kays'ın Gâdıra kolundan olan Abdullah b. Muâviye el-Gâdırî'den rivayet ettiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Üç şey vardır ki onları yapan kimse imanın tadını tatmış olur: Yalnız Allah'a kulluk edip O'ndan başka ilâh olmadığına inanması; gönül hoşnutluğuyla, malının zekâtını seve seve her sene vermesi; zekât olarak ne yaşlı, ne uyuzlu, ne hasta ne de âdi olan hayvanı vermesidir. Zekâtınızı mallarınızın orta hallisinden verin. Zira Allah sizden malınızın iyisini istememiş ve âdisini de vermenizi emretmemiştir."