حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ حَفْصَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا شَأْنُ النَّاسِ قَدْ حَلُّوا وَلَمْ تَحْلِلْ أَنْتَ مِنْ عُمْرَتِكَ فَقَالَ " إِنِّي لَبَّدْتُ رَأْسِي وَقَلَّدْتُ هَدْيِي فَلاَ أَحِلُّ حَتَّى أَنْحَرَ الْهَدْىَ " .
Nebi (s.a.v.)'in zevcesi Hafsa (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre kendisi Veda Haccında: "Ya Resûlullah, bu insanlara ne oluyor da sen umre için girdiğin ihramından çıkmadığın hâlde onlar ihramdan çıktılar?" demiş. Resûl-i Ekrem de: "Ben başımı keçeledim, kurbanıma nişan taktım. Binaenaleyh kurbanı kesinceye kadar ihramdan çıkamam" buyurmuşlar.