حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْمَرْوَزِيُّ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ { وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنْفُسِهِنَّ ثَلاَثَةَ قُرُوءٍ وَلاَ يَحِلُّ لَهُنَّ أَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللَّهُ فِي أَرْحَامِهِنَّ } الآيَةَ وَذَلِكَ أَنَّ الرَّجُلَ كَانَ إِذَا طَلَّقَ امْرَأَتَهُ فَهُوَ أَحَقُّ بِرَجْعَتِهَا وَإِنْ طَلَّقَهَا ثَلاَثًا فَنُسِخَ ذَلِكَ وَقَالَ { الطَّلاَقُ مَرَّتَانِ } .
İbn Abbas (r.a.)'dan; demiştir ki: "Boşanmış kadınlar üç kur' (üç âdet veya üç temizlik süresi) bekleyip kendilerini gözetlerler. Allah'ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri kendilerine helal olmaz." âyeti hakkında: Bir adam karısını boşadığı zaman, onu üç talakla boşamış olsa bile o kadına dönmeye en çok hak sahibi olan yine o kimse olurdu. Bu hüküm neshedildi ve Allah Teâlâ, "Boşama iki defadır..." buyurdu.