حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي حَارِثَةَ أَنَّهُ كَانَ يَرْعَى لِقْحَةً بِشِعْبٍ مِنْ شِعَابِ أُحُدٍ فَأَخَذَهَا الْمَوْتُ فَلَمْ يَجِدْ شَيْئًا يَنْحَرُهَا بِهِ فَأَخَذَ وَتَدًا فَوَجَأَ بِهِ فِي لَبَّتِهَا حَتَّى أُهْرِيقَ دَمُهَا ثُمَّ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ بِذَلِكَ فَأَمَرَهُ بِأَكْلِهَا .
Harise oğullarından bir kişiden rivayet olunduğuna göre, kendisi Uhud bayırlarından bir bayırda yavrulaması yaklaşmış olan bir deveyi otlatırken hayvanı ecel yakalamış; fakat adam onu kesecek hiçbir şey bulamamış. Derken sivri bir kazık alıp onu hayvanın göğsüne batırmış ve kanını akıtmış, sonra Peygamber (S.A.V.)'e gelip bu durumu kendisine anlatmış; Hz. Peygamber de ona hayvanın etini yemesini emretmiştir.