حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي غَارٍ بِمِنًى، إِذْ نَزَلَ عَلَيْهِ {وَالْمُرْسَلاَتِ} وَإِنَّهُ لَيَتْلُوهَا، وَإِنِّي لأَتَلَقَّاهَا مِنْ فِيهِ، وَإِنَّ فَاهُ لَرَطْبٌ بِهَا، إِذْ وَثَبَتْ عَلَيْنَا حَيَّةٌ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اقْتُلُوهَا ". فَابْتَدَرْنَاهَا، فَذَهَبَتْ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وُقِيَتْ شَرَّكُمْ كَمَا وُقِيتُمْ شَرَّهَا ".
Abdullah'dan nakledildiğine göre şöyle dedi: Mina'da bir mağarada Nebi ile birlikteyken ona Mürselat suresi indirildi. Nebi onu okuyor, ben de henüz ağzı onunla ıslakken doğrudan ağzından öğreniyordum. Birden üzerimize bir yılan sıçradı. Nebi: ‘Onu öldürün.’ buyurdu. Onu öldürmek için hemen davrandık, fakat yılan kaçtı. Bunun üzerine Nebi: ‘Siz onun şerrinden korunduğunuz gibi o da sizin şerrinizden korundu.’ buyurdu.