حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، حَدَّثَنَا طَارِقُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُحَاقَلَةِ وَالْمُزَابَنَةِ وَقَالَ " إِنَّمَا يَزْرَعُ ثَلاَثَةٌ رَجُلٌ لَهُ أَرْضٌ فَهُوَ يَزْرَعُهَا وَرَجُلٌ مُنِحَ أَرْضًا فَهُوَ يَزْرَعُ مَا مُنِحَ وَرَجُلٌ اسْتَكْرَى أَرْضًا بِذَهَبٍ أَوْ فِضَّةٍ " .
Râfi' b. Hadîc'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), muhâkale ve müzâbeneyi nehyetti ve: "Ancak üç kişi ekin ekebilir. Bunlar: Tarlası olan ve onu eken, kendisine karşılıksız olarak arazi verilen ve kendisine verilen tarlayı eken, bir de altın ya da gümüş karşılığında tarla kiralayan kişidir" buyurdu.