حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ أَبُو مُصْعَبٍ الزُّهْرِيُّ، حَدَّثَنَا الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَضَى بِالْيَمِينِ مَعَ الشَّاهِدِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَزَادَنِي الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْمُؤَذِّنُ فِي هَذَا الْحَدِيثِ قَالَ أَخْبَرَنِي الشَّافِعِيُّ عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ قَالَ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِسُهَيْلٍ فَقَالَ أَخْبَرَنِي رَبِيعَةُ - وَهُوَ عِنْدِي ثِقَةٌ - أَنِّي حَدَّثْتُهُ إِيَّاهُ وَلاَ أَحْفَظُهُ . قَالَ عَبْدُ الْعَزِيزِ وَقَدْ كَانَ أَصَابَتْ سُهَيْلاً عِلَّةٌ أَذْهَبَتْ بَعْضَ عَقْلِهِ وَنَسِيَ بَعْضَ حَدِيثِهِ فَكَانَ سُهَيْلٌ بَعْدُ يُحَدِّثُهُ عَنْ رَبِيعَةَ عَنْهُ عَنْ أَبِيهِ .
Ebû Hureyre'den (r.a.) rivayet olunduğuna göre Nebi (s.a.v.), bir şahitle beraber yemine dayanarak hüküm vermiştir. Ebû Dâvûd dedi ki: Rabî b. Süleyman el-Müezzin bu hadise ilâve olarak bana şunları da söyledi: Şafiî bana, Abdülaziz'in kendisine şunları söylediğini haber verdi: "Ben bu hadisi Süheyl'e anlattım. Süheyl de şöyle dedi: Bence güvenilir bir adam olan Rabîa bana, bu hadisi kendisine benim anlattığımı söyledi; fakat ben onu hatırlamıyorum." Abdülaziz sözlerine devamla dedi ki: "Gerçekten de Süheyl'e bir hastalık arız olmuş ve aklına biraz zarar vermişti. Bu yüzden bildiği hadislerin bir kısmını unutmuştu. Daha sonra o, bu hadisi Rabîa'dan, Rabîa da kendisinden, o da babasından nakletmiş olarak rivayet ederdi."