حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي حَسَّانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ كَانَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحَدِّثُنَا عَنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ حَتَّى يُصْبِحَ مَا يَقُومُ إِلاَّ إِلَى عُظْمِ صَلاَةٍ .
Abdullah b. Amr'dan şöyle dediği rivayet olunmuştur: Allah'ın Nebisi bize sabaha kadar İsrailoğullarının kıssalarını anlatırdı. Namazın büyüğü olan sabah namazının yahut da teheccüd namazının vakti girene kadar bu sohbetten kalkmazdı.