حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، وَعِكْرِمَةَ، أَنَّهُمَا كَانَا يَكْرَهَانِ الْبُسْرَ وَحْدَهُ وَيَأْخُذَانِ ذَلِكَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ . وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَخْشَى أَنْ يَكُونَ الْمُزَّاءَ الَّذِي نُهِيَتْ عَنْهُ عَبْدُ الْقَيْسِ . فَقُلْتُ لِقَتَادَةَ مَا الْمُزَّاءُ قَالَ النَّبِيذُ فِي الْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ .
Katâde'den rivayet olunduğuna göre; Câbir b. Zeyd ile İkrime hurma koruğundan elde edilen şıranın yalnız başına içilmesini kerih görürlerdi. Bu hükmü de İbn Abbas'tan alırlardı. İbn Abbas (r.a.)'ın da: "Ben Abdülkays oğullarının menedildikleri 'el-müzzâ' denilen içkinin hurma koruğundan elde edilen şıra olmasından korkuyorum" dediğini söylerlerdi. (Bu hadisi Katâde'den rivayet eden Muaz b. Hişâm dedi ki:) Ben Katâde'ye, "El-müzzâ nedir?" diye sordum da, "Yeşil sırlı ve ziftle sıvalı küplerde bulunan şıradır" cevabını verdi.