حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنِي فُلَيْحٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ دَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَرَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَهُوَ يُحَوِّلُ الْمَاءَ فِي حَائِطِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنْ كَانَ عِنْدَكَ مَاءٌ بَاتَ هَذِهِ اللَّيْلَةَ فِي شَنٍّ وَإِلاَّ كَرَعْنَا " . قَالَ بَلْ عِنْدِي مَاءٌ بَاتَ فِي شَنٍّ .
Câbir b. Abdillah (r.a)'dan şöyle dediği rivayet olunmuştur: Nebi (s.a.v.) sahâbîlerden biriyle birlikte, bahçesini sulamakta olan bir Ensarî'nin yanına girip: “Eğer yanında bu gece eski bir tulumda gecelemiş (yani soğumuş) su varsa (getir, bize içir). Yoksa biz bardaksız ve avucumuza almaksızın ağzımızla içeriz” buyurdu. (Ensar'dan olan o zat da): Evet, yanımda eski bir tulumda gecelemiş (iyice serinlemiş) bir su vardır, dedi (ve gidip su getirerek Hz. Nebi ile arkadaşına içirdi).