حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنِ ابْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ ابْنِ مَعْقِلٍ، عَنْ رَجُلَيْنِ، مِنْ مُزَيْنَةَ أَحَدُهُمَا عَنِ الآخَرِ، أَحَدُهُمَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ عُوَيْمٍ وَالآخَرُ غَالِبُ بْنُ الأَبْجَرِ . قَالَ مِسْعَرٌ أَرَى غَالِبًا الَّذِي أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ .
Muhammed b. Süleyman, Ebû Nuaym'dan, o Mis'ar'dan, o İbn Ubeyd'den, o İbn Ma'kil'den, o da Müzeyne kabilesine mensup iki adamdan, biri diğerinden olmak üzere rivayet etmiştir. Bunlardan biri Abdullah b. Amr b. Uveym, diğeri ise Gâlib b. el-Ebcer'dir. Mis'ar dedi ki: "Bu hadisle Nebi (s.a.v.)'e gelen kimsenin Gâlib olduğunu zannediyorum."