حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ وَهْبِ بْنِ عُقْبَةَ الْعَامِرِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنِ الْفُجَيْعِ الْعَامِرِيِّ، أَنَّهُ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ مَا يَحِلُّ لَنَا مِنَ الْمَيْتَةِ قَالَ " مَا طَعَامُكُمْ " . قُلْنَا نَغْتَبِقُ وَنَصْطَبِحُ . قَالَ أَبُو نُعَيْمٍ فَسَّرَهُ لِي عُقْبَةُ قَدَحٌ غُدْوَةً وَقَدَحٌ عَشِيَّةً . قَالَ " ذَاكَ - وَأَبِي - الْجُوعُ " . فَأَحَلَّ لَهُمُ الْمَيْتَةَ عَلَى هَذِهِ الْحَالِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْغَبُوقُ مِنْ آخِرِ النَّهَارِ وَالصَّبُوحُ مِنْ أَوَّلِ النَّهَارِ .
el-Fücey' el-Âmirî'den rivayet olunduğuna göre; kendisi Rasûlullah (s.a.v.)'e gelip: "Ey Allah'ın Rasûlü, ölü hayvandan bize ne helâl olur?" demiş. Hz. Nebi de ona: "Sizin yemeğiniz nedir?" diye sormuş. el-Fücey' de: "Akşamleyin bir bardak, sabahleyin de bir bardak süt içeriz." cevabını vermiş. Musannifin hadis rivayet ettiği kimselerden olan Ebû Nuaym (künyesiyle tanınan el-Fazl b. Dükeyn) dedi ki: Ukbe (b. Vehb) bana metinde geçen "iğtibâk" kelimesini akşamleyin bir bardak süt içmek, "ıstıbâh" kelimesini de sabahleyin bir bardak süt içmek diye açıkladı. Hz. Nebi de: "Yemin olsun ki bu hâl açlıktır. İçilen bu kadarcık süt açlığı gidermeye yetmez." buyurmuş ve bu hâlleri devam ettiği sürece, ölmeyecek kadar o leşi yemelerini onlara helâl kılmış. Ebû Dâvûd dedi ki: Metinde geçen "iğtibâk" kelimesinin kökü olan "el-ğabûk", gündüzün son vaktidir. "Istıbâh" kelimesinin kökü olan "sabûh" ise gündüzün ilk vaktidir.