حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، ذَكَرَ طَارِقَ بْنَ سُوَيْدٍ أَوْ سُوَيْدَ بْنَ طَارِقٍ سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْخَمْرِ فَنَهَاهُ ثُمَّ سَأَلَهُ فَنَهَاهُ فَقَالَ لَهُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنَّهَا دَوَاءٌ . قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ وَلَكِنَّهَا دَاءٌ " .
Vâil'den rivayet olunduğuna göre; Târik b. Süveyd veya Süveyd b. Târik, Nebi (s.a.v.)'e (tedavi için) şarap (kullanmayı) sormuş, Nebi (s.a.v.) onu bundan nehyetmiş. Sonra tekrar sormuş, Nebi (s.a.v.) onu yine nehyetmiş. Bunun üzerine: "Ey Allah'ın Nebisi, o gerçekten bir ilaçtır" demiş. Peygamber (s.a.v.) de: "Hayır, o ilaç değil, hastalıktır" buyurmuştur.