حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ سَمِعْتُ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ لَمَّا خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى أُحُدٍ رَجَعَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالَتْ فِرْقَةٌ نَقْتُلُهُمْ. وَقَالَتْ فِرْقَةٌ لاَ نَقْتُلُهُمْ. فَنَزَلَتْ {فَمَا لَكُمْ فِي الْمُنَافِقِينِ فِئَتَيْنِ} وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا تَنْفِي الرِّجَالَ كَمَا تَنْفِي النَّارُ خَبَثَ الْحَدِيدِ ".
Zeyd İbn Sabit'ten nakledildiğine göre şöyle dedi: Nebi Uhud'a çıktığında ashabından bazı kimseler geri döndü. Bir grup: ‘Onları öldürelim.’, diğer grup ise: ‘Onları öldürmeyelim.’ dedi. Bunun üzerine ‘Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz?’ ayeti indi. Nebi de: ‘Medine, ateşin demirin kirini dışarı attığı gibi insanları dışarı atar.’ buyurdu.