Sünen-i Ebû Dâvûd

4087 numaralı hadis

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ مُدْرِكٍ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ خَرَشَةَ بْنِ الْحُرِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ ثَلاَثَةٌ لاَ يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ وَلاَ يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ مَنْ هُمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ خَابُوا وَخَسِرُوا أَعَادَهَا ثَلاَثًا ‏.‏ قُلْتُ مَنْ هُمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ خَابُوا وَخَسِرُوا فَقَالَ ‏"‏ الْمُسْبِلُ وَالْمَنَّانُ وَالْمُنْفِقُ سِلْعَتَهُ بِالْحَلِفِ الْكَاذِبِ ‏"‏ ‏.‏ أَوِ ‏"‏ الْفَاجِرِ ‏"‏ ‏.‏

Ebû Zer (r.a.)'den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Nebi (s.a.v.): "Üç kişi vardır ki Allah kıyamet gününde onlarla konuşmaz, onlara rahmet nazarıyla bakmaz ve onları günah kirlerinden temize çıkarmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır" buyurdu. "Sevaplardan eli boşa çıkan ve amellerinden fayda göremeyen bu kimseler kimdir, ey Allah'ın Resulü?" diye sordum. Resulullah (s.a.v.) yukarıdaki sözünü üç defa tekrarladı. Ben yine: "Ey Allah'ın Resulü, gerçekten mahrumiyet ve hüsrana uğrayan bu kimseler kimlerdir?" dedim. "Elbisesinin eteğini topuklarının altına kadar sarkıtan, verdiğini başa kakan ve yalan yere yeminle malına sürüm sağlayandır." Yahut: "Facirce yeminle malına sürüm sağlayandır" buyurdu. Buradaki tereddüt raviye aittir.

Sunan Abu Dawud 4087