Sünen-i Ebû Dâvûd

4100 numaralı hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُهَاجِرٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّهَا ذَكَرَتْ نِسَاءَ الأَنْصَارِ فَأَثْنَتْ عَلَيْهِنَّ وَقَالَتْ لَهُنَّ مَعْرُوفًا وَقَالَتْ لَمَّا نَزَلَتْ سُورَةُ النُّورِ عَمَدْنَ إِلَى حُجُورٍ - أَوْ حُجُوزٍ شَكَّ أَبُو كَامِلٍ - فَشَقَقْنَهُنَّ فَاتَّخَذْنَهُ خُمُرًا ‏.‏

Safiyye binti Şeybe'den rivayet olunduğuna göre; Âişe (r.anha) Ensar kadınlarından bahsetmiş, onları övmüş, onlar hakkında iyi sözler söylemiş ve; "Nûr sûresi inince onlar hemen bellerinde bağlı olan peştamallarına yöneldiler." demiştir. Burada râvi Ebû Kâmil, Hz. Âişe'nin hucûr kelimesini mi, yoksa kemer anlamına gelen hucûz kelimesini mi söylemiş olduğunu iyice hatırlayamamış ve tereddüde düşmüştür. Safiyye binti Şeybe'nin rivayetine göre Hz. Âişe sözlerine şöyle devam etmiştir: "Ve hemen onları iki parçaya ayırıp birer parçasını başörtüsü edindiler."

Sunan Abu Dawud 4100