حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ حَسَّانَ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ فَحَدَّثَتْنِي أُخْتِي الْمُغِيرَةُ، قَالَتْ وَأَنْتَ يَوْمَئِذٍ غُلاَمٌ وَلَكَ قَرْنَانِ أَوْ قُصَّتَانِ فَمَسَحَ رَأْسَكَ وَبَرَّكَ عَلَيْكَ وَقَالَ " احْلِقُوا هَذَيْنِ أَوْ قُصُّوهُمَا فَإِنَّ هَذَا زِيُّ الْيَهُودِ " .
Haccâc b. Hassân şöyle demiştir: Biz Enes b. Mâlik'in yanına girdik. Kız kardeşim Muğîre, o hadiseyi bana haber verip şöyle dedi: "Sen o gün küçük bir çocuktun ve saçının iki bölüğü veya alnının üstündeki saçından iki tutam vardı." Bu ifade hakkındaki şüphe râvilerden birisine aittir. Enes başını okşadı, senin için bereket duası etti ve: "Şunları tıraş edin veya kısaltın. Çünkü bu, Yahudilerin tarzıdır." dedi.