حَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِيَادِ بْنِ لَقِيطٍ، عَنْ أَبِي رِمْثَةَ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَأَبِي فَقَالَ لِرَجُلٍ أَوْ لأَبِيهِ " مَنْ هَذَا " . قَالَ ابْنِي . قَالَ " لاَ تَجْنِي عَلَيْهِ " . وَكَانَ قَدْ لَطَخَ لِحْيَتَهُ بِالْحِنَّاءِ .
Bize İbn Beşşâr haber verdi. Bize Abdurrahman haber verdi. Bize Süfyan, İyâd b. Lakît'ten, o da Ebû Rimse'den rivayet etti. Ebû Rimse şöyle demiştir: Babamla birlikte Resûlullah (s.a.v.)'in yanına geldik. Resûlullah bir adama veya babama, beni göstererek, “Bu kim?” diye sordu. Babam, “Oğlum” dedi. Resûlullah (s.a.v.), “Sen onun aleyhine suç işlemezsin; senin suçun ondan sorulmaz” buyurdu. O zaman Resûlullah (s.a.v.) sakalına kına yakmıştı.