حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، بِمَعْنَى حَدِيثِ عِيسَى بْنِ يُونُسَ زَادَ فَكَانَ فِي يَدِهِ حَتَّى قُبِضَ وَفِي يَدِ أَبِي بَكْرٍ حَتَّى قُبِضَ وَفِي يَدِ عُمَرَ حَتَّى قُبِضَ وَفِي يَدِ عُثْمَانَ فَبَيْنَمَا هُوَ عِنْدَ بِئْرٍ إِذْ سَقَطَ فِي الْبِئْرِ فَأَمَرَ بِهَا فَنُزِحَتْ فَلَمْ يُقْدَرْ عَلَيْهِ .
Vehb b. Bakiyye, Halid'den; o, Said'den; Said, Katade'den; Katade de Enes'ten, İsa b. Yunus hadisini aynı anlamda rivayet etmiştir. Halid rivayetinde şunları da ilâve etmiştir: O yüzük, Rasûlullah vefat edinceye kadar elinde idi. Daha sonra vefat edinceye kadar Ebu Bekr'in elinde, ondan sonra vefat edinceye kadar Ömer'in elinde idi. Sonra Hz. Osman'ın elinde idi; fakat Osman bir kuyunun yanında iken yüzük kuyuya düşüverdi. Kuyunun suyunun boşaltılmasını emretti ve su boşaltıldı, fakat yüzük bulunamadı.