حَدَّثَنَا مُسَدَّدُ بْنُ مُسَرْهَدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، حَدَّثَنَا سِمَاكٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، وَالأَسْوَدِ، قَالاَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي عَالَجْتُ امْرَأَةً مِنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ فَأَصَبْتُ مِنْهَا مَا دُونَ أَنْ أَمَسَّهَا فَأَنَا هَذَا فَأَقِمْ عَلَىَّ مَا شِئْتَ . فَقَالَ عُمَرُ قَدْ سَتَرَ اللَّهُ عَلَيْكَ لَوْ سَتَرْتَ عَلَى نَفْسِكَ . فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا فَانْطَلَقَ الرَّجُلُ فَأَتْبَعَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً فَدَعَاهُ فَتَلاَ عَلَيْهِ { وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَىِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِنَ اللَّيْلِ } إِلَى آخِرِ الآيَةِ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَهُ خَاصَّةً أَمْ لِلنَّاسِ كَافَّةً فَقَالَ " بَلْ لِلنَّاسِ كَافَّةً " .
Abdullah (b. Mes'ud r.a.) şöyle demiştir: Bir adam Nebî (s.a.v.)'e gelerek şöyle dedi: "Ya Rasulullah, ben Medine'nin kenarında bir kadınla oynaştım. Ona cinsî temastan başka her şeyi yaptım. İşte ben huzurundayım. Bana dilediğin haddi uygula." Hz. Ömer (r.a.): "Allah senin suçunu gizledi. Sen de gizleseydin iyi olurdu." dedi. Rasulullah (s.a.v.) hiçbir cevap vermedi. Adam gitti. Rasulullah (s.a.v.) peşinden bir adam gönderip onu geri çağırdı ve şu ayet-i kerimeyi sonuna kadar okudu: "Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namazı kıl..." [Hud 114] Halktan birisi: "Ya Rasulullah, bu sadece onun için midir, yoksa tüm insanlar için midir?" dedi. Rasulullah (s.a.v.): "Tüm insanlar için." dedi.