حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ، فَصَامَ حَتَّى أَمْسَى، قَالَ لِرَجُلٍ " انْزِلْ، فَاجْدَحْ لِي ". قَالَ لَوِ انْتَظَرْتَ حَتَّى تُمْسِيَ. قَالَ " انْزِلْ، فَاجْدَحْ لِي، إِذَا رَأَيْتَ اللَّيْلَ قَدْ أَقْبَلَ مِنْ هَا هُنَا فَقَدْ أَفْطَرَ الصَّائِمُ ".
Abdullah İbn Ebu Evfa'dan nakledildiğine göre şöyle dedi: "Bir yolculukta Nebi ile birlikteydim. Akşam oluncaya kadar oruç tuttu. Sonra bir adama, 'İn de benim için sevik hazırla' dedi. Adam, 'Akşam olmasını bekleseniz!' dedi. Nebi, 'İn de benim için sevik hazırla. Gecenin bu taraftan geldiğini gördüğünde oruçlu iftar etmiş olur' buyurdu.