حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَتْ أَفْطَرْنَا عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ غَيْمٍ، ثُمَّ طَلَعَتِ الشَّمْسُ. قِيلَ لِهِشَامٍ فَأُمِرُوا بِالْقَضَاءِ قَالَ بُدٌّ مِنْ قَضَاءٍ. وَقَالَ مَعْمَرٌ سَمِعْتُ هِشَامًا لاَ أَدْرِي أَقْضَوْا أَمْ لاَ.
Ebu Bekir'in kızı Esma'dan nakledildiğine göre şöyle dedi: "Nebi zamanında bulutlu bir günde orucumuzu açtık, sonra güneş göründü." Hişam'a, "Kaza etmeleri emredildi mi?" diye soruldu. O, "Kaza etmek kaçınılmazdır" dedi. Ma'mer ise, "Hişam'ın, 'Kaza ettiler mi, etmediler mi bilmiyorum' dediğini işittim" demiştir.