حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا بِشْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُفَضَّلِ - حَدَّثَنَا أَبُو مَسْلَمَةَ، سَعِيدُ بْنُ يَزِيدَ عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ مُطَرِّفٍ، قَالَ قَالَ أَبِي انْطَلَقْتُ فِي وَفْدِ بَنِي عَامِرٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا أَنْتَ سَيِّدُنَا . فَقَالَ " السَّيِّدُ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى " . قُلْنَا وَأَفْضَلُنَا فَضْلاً وَأَعْظَمُنَا طَوْلاً . فَقَالَ " قُولُوا بِقَوْلِكُمْ أَوْ بَعْضِ قَوْلِكُمْ وَلاَ يَسْتَجْرِيَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ " .
Mutarrif (İbn Abdullah İbn eş-Şıhhîr)'dan demiştir ki: Babam dedi ki: (Ben bir gün) Âmir oğullarının elçileriyle birlikte (elçi olarak) Rasûlullah (s.a.v.)'in huzuruna gitmiştim. (Orada Hz. Nebi'ye): Sen bizim Seyyidimizsin, dedik de (Resûl-i Ekrem): "Seyyid Allah'tır." buyurdu. Biz: Sen bizim faziletçe en faziletlimiz, (eşe, dosta iyilik elini) uzatma bakımından da en üstünümüz sensin, dedik. "Bu sözünüzü söyleyiniz yahut da (bu) sözünüzün bazısını (söyleyiniz; fakat bir kısmını bırakınız, tâ ki) şeytan sizi (bazı sözlerinizle kendi yoluna) sürüklemesin." buyurdu.