حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - الْمَعْنَى - ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْكَلاَمِ الأَوَّلِ إِلَى قَوْلِهِ " وَطَعْمُهَا مُرٌّ " . وَزَادَ ابْنُ مُعَاذٍ قَالَ قَالَ أَنَسٌ وَكُنَّا نَتَحَدَّثُ أَنَّ مَثَلَ جَلِيسِ الصَّالِحِ وَسَاقَ بَقِيَّةَ الْحَدِيثِ .
Şu bir önceki 4829. hadisin baş tarafında yer alan ilk cümleler, "ve tadı acıdır" sözüne kadar Nebi (s.a.v.)'den, Hz. Ebû Musa el-Eş'arî kanalıyla da rivayet edilmiştir. İbn Muaz yukarıdaki hadise ilaveten, "Hz. Enes, 'Biz iyi arkadaşın misalinden bahsediyorduk' dedi" cümlesini de rivayet etti ve sonra bir önceki hadisin geriye kalan kısmını nakletti.