حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ نَشِيطٍ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عَلْقَمَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا الْهَيْثَمِ، يَذْكُرُ أَنَّهُ سَمِعَ دُخَيْنًا، كَاتِبَ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ كَانَ لَنَا جِيرَانٌ يَشْرَبُونَ الْخَمْرَ فَنَهَيْتُهُمْ فَلَمْ يَنْتَهُوا فَقُلْتُ لِعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ إِنَّ جِيرَانَنَا هَؤُلاَءِ يَشْرَبُونَ الْخَمْرَ وَإِنِّي نَهَيْتُهُمْ فَلَمْ يَنْتَهُوا فَأَنَا دَاعٍ لَهُمُ الشُّرَطَ . فَقَالَ دَعْهُمْ . ثُمَّ رَجَعْتُ إِلَى عُقْبَةَ مَرَّةً أُخْرَى فَقُلْتُ إِنَّ جِيرَانَنَا قَدْ أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا عَنْ شُرْبِ الْخَمْرِ وَأَنَا دَاعٍ لَهُمُ الشُّرَطَ . قَالَ وَيْحَكَ دَعْهُمْ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ مَعْنَى حَدِيثِ مُسْلِمٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ عَنْ لَيْثٍ فِي هَذَا الْحَدِيثِ قَالَ لاَ تَفْعَلْ وَلَكِنْ عِظْهُمْ وَتَهَدَّدْهُمْ .
Ukbe b. Âmir'in kâtibi Dühayn dedi ki: "Bizim şarap içen birtakım komşularımız vardı. Ben (bir gün) kendilerini (şarap içmekten) menettim de vazgeçmediler. Bunun üzerine Ukbe'ye varıp: 'Ben şarap içen bu komşularımızı (şarap içmekten) nehyettiğim hâlde vazgeçiremedim. Ben de onları (bu işten vazgeçirmesi) için polis çağıracağım,' dedim. (Ukbe de bana:) 'Onları bırak,' cevabını verdi. Sonra Ukbe'ye bir daha varıp: 'Gerçekten komşularımız şarap içmekten vazgeçmeye yanaşmıyorlar. Ben de kendilerini (vazgeçirmesi) için polis çağıracağım,' dedim. 'Yazık sana, onları bırak! Çünkü ben Rasûlullah (s.a.v.)'i şöyle buyururken işittim,' dedi ve (bir önceki 4891.) Müslim (b. İbrahim) hadisinin manasını rivayet etti. Ebû Dâvud der ki: Haşim ibn el-Kasım bu hadise ilaveten Leys'den (şu sözleri de) rivayet etti. (Ukbe sözlerini şöyle tamamladı:) '(Bunu böyle) yapma; (fakat) önce onlara (yumuşaklıkla) öğüt ver. (Eğer vazgeçmezlerse o zaman) kendilerini tehdit et.'"