Tirmizî

457 numaralı hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ عِيسَى بْنِ أَبِي عَزَّةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أَبِي ثَوْرٍ الأَزْدِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ أُوتِرَ قَبْلَ أَنْ أَنَامَ ‏.‏ قَالَ عِيسَى بْنُ أَبِي عَزَّةَ وَكَانَ الشَّعْبِيُّ يُوتِرُ أَوَّلَ اللَّيْلِ ثُمَّ يَنَامُ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي ذَرٍّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَأَبُو ثَوْرٍ الأَزْدِيُّ اسْمُهُ حَبِيبُ بْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ ‏.‏ وَقَدِ اخْتَارَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ أَنْ لاَ يَنَامَ الرَّجُلُ حَتَّى يُوتِرَ ‏.‏ وَرُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ مَنْ خَشِيَ مِنْكُمْ أَنْ لاَ يَسْتَيْقِظَ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ فَلْيُوتِرْ مِنْ أَوَّلِهِ وَمَنْ طَمِعَ مِنْكُمْ أَنْ يَقُومَ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ فَلْيُوتِرْ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ فَإِنَّ قِرَاءَةَ الْقُرْآنِ فِي آخِرِ اللَّيْلِ مَحْضُورَةٌ وَهِيَ أَفْضَلُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ هَنَّادٌ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ أَبِي سُفْيَانَ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ ‏.‏

Ebû Hüreyre’den rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: “Rasûlullah bana uyumadan önce vitir kılmamı emretti.” Îsâ b. Ebî Azze dedi ki: Şa‘bî gecenin başında vitir kılar, sonra uyurdu. Bu konuda Ebû Zer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî dedi ki: Ebû Hüreyre hadisi bu yönüyle hasen garîbtir. Ebû Sevr el-Ezdî’nin adı Habîb b. Ebî Müleyke’dir. Sahâbeden ve onlardan sonra gelen ilim adamlarından bir topluluk, kişinin vitir kılmadan uyumamasını tercih etmiştir. Nebî’den şöyle buyurduğu da rivâyet edilmiştir: “Sizden kim gecenin sonunda uyanamamaktan korkarsa gecenin başında vitir kılsın. Kim de gecenin sonunda kalkmayı umarsa vitri gecenin sonunda kılsın. Çünkü gecenin sonundaki Kur’an okuyuşuna şahit olunur ve bu daha faziletlidir.” Bunu bize Hennâd, Ebû Muâviye’den; o A‘meş’ten, o Ebû Süfyân’dan, o da Câbir vasıtasıyla Nebî’den rivâyet etmiştir.

Jami At Tirmidhi 457