حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ أَبِي الْحَوْرَاءِ السَّعْدِيِّ، قَالَ قَالَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ رضى الله عَنْهُمَا عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَلِمَاتٍ أَقُولُهُنَّ فِي الْوِتْرِ " اللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ وَعَافِنِي فِيمَنْ عَافَيْتَ وَتَوَلَّنِي فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَ وَقِنِي شَرَّ مَا قَضَيْتَ فَإِنَّكَ تَقْضِي وَلاَ يُقْضَى عَلَيْكَ وَإِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ أَبِي الْحَوْرَاءِ السَّعْدِيِّ وَاسْمُهُ رَبِيعَةُ بْنُ شَيْبَانَ . وَلاَ نَعْرِفُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْقُنُوتِ فِي الْوِتْرِ شَيْئًا أَحْسَنَ مِنْ هَذَا . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الْقُنُوتِ فِي الْوِتْرِ فَرَأَى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ الْقُنُوتَ فِي الْوِتْرِ فِي السَّنَةِ كُلِّهَا وَاخْتَارَ الْقُنُوتَ قَبْلَ الرُّكُوعِ . وَهُوَ قَوْلُ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَإِسْحَاقُ وَأَهْلُ الْكُوفَةِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ أَنَّهُ كَانَ لاَ يَقْنُتُ إِلاَّ فِي النِّصْفِ الآخِرِ مِنْ رَمَضَانَ وَكَانَ يَقْنُتُ بَعْدَ الرُّكُوعِ . وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ .
Hasan b. Ali (radıyallahü anhümâ)’dan rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vitirde söyleyeceğim şu sözleri bana öğretti: Allah’ım! Hidayete erdirdiklerinin arasında beni de hidayete erdir; afiyet verdiklerinin arasında bana da afiyet ver; dost edindiklerinin arasında beni de dost edin; bana verdiklerini bereketli kıl; hükmettiğin şeylerin şerrinden beni koru. Çünkü sen hükmedersin, sana hükmedilmez. Senin dost edindiğin kimse zelil olmaz. Ey Rabbimiz! Sen bereketi bol ve yücesin.” Bu konuda Ali (radıyallahü anh)’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Bu hadis hasen olup, onu yalnızca Ebü’l-Havrâ es-Sa‘dî’nin bu rivâyet yolundan bilmekteyiz. Onun adı Rebîa b. Şeybân’dır. Vitir kunutu hakkında Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den rivâyet edilen bundan daha güzel bir hadis bilmiyoruz. İlim adamları vitirde kunut hakkında görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Abdullah b. Mes‘ûd, yılın tamamında vitirde kunut yapılması ve kunutun rükûdan önce okunması görüşündeydi. Bazı ilim adamları da bu görüştedir. Süfyân es-Sevrî, İbnü’l-Mübârek, İshâk ve Kûfeliler bu görüşü benimsemişlerdir. Ali b. Ebî Tâlib’in yalnızca Ramazan’ın ikinci yarısında kunut yaptığı ve kunutu rükûdan sonra okuduğu da rivâyet edilmiştir. Bazı ilim adamları bu görüşü benimsemiştir. Şâfiî ve Ahmed de bu görüştedir.