Tirmizî

511 numaralı hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي سَرْحٍ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، دَخَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَمَرْوَانُ يَخْطُبُ فَقَامَ يُصَلِّي فَجَاءَ الْحَرَسُ لِيُجْلِسُوهُ فَأَبَى حَتَّى صَلَّى فَلَمَّا انْصَرَفَ أَتَيْنَاهُ فَقُلْنَا رَحِمَكَ اللَّهُ إِنْ كَادُوا لَيَقَعُوا بِكَ ‏.‏ فَقَالَ مَا كُنْتُ لأَتْرُكَهُمَا بَعْدَ شَيْءٍ رَأَيْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ أَنَّ رَجُلاً جَاءَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فِي هَيْئَةٍ بَذَّةٍ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَأَمَرَهُ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ ‏.‏ قَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ كَانَ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ إِذَا جَاءَ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ وَكَانَ يَأْمُرُ بِهِ وَكَانَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُقْرِئُ يَرَاهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَمِعْتُ ابْنَ أَبِي عُمَرَ يَقُولُ قَالَ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ كَانَ مُحَمَّدُ بْنُ عَجْلاَنَ ثِقَةً مَأْمُونًا فِي الْحَدِيثِ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَسَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِذَا دَخَلَ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ فَإِنَّهُ يَجْلِسُ وَلاَ يُصَلِّي ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ ‏.‏ وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ ‏.‏ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ خَالِدٍ الْقُرَشِيُّ قَالَ رَأَيْتُ الْحَسَنَ الْبَصْرِيَّ دَخَلَ الْمَسْجِدَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ جَلَسَ ‏.‏ إِنَّمَا فَعَلَ الْحَسَنُ اتِّبَاعًا لِلْحَدِيثِ وَهُوَ رَوَى عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَذَا الْحَدِيثَ ‏.‏

İyâz b. Abdullah b. Ebî Serh’ten rivâyete göre: “Ebû Saîd el-Hudrî bir Cuma günü Mervân hutbe okurken mescide girdi ve namaza durdu. Görevliler onu oturtmak için geldiler, fakat o kabul etmedi ve namazını tamamladı. Namazını bitirince yanına vardık ve ‘Allah sana rahmet etsin, neredeyse sana saldıracaklardı’ dedik. Bunun üzerine şöyle dedi: ‘Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den gördüğüm bir şeyden sonra bu iki rekâtı asla terk edecek değilim.’ Sonra, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Cuma günü hutbe okurken pejmürde kıyafetli bir kişinin geldiğini, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hutbe esnasında ona iki rekât kılmayı emrettiğini ve onun da kıldığını anlattı. İbn Ebî Ömer der ki: Süfyân b. Uyeyne, imam hutbe okurken geldiğinde iki rekât namaz kılar ve böyle yapılmasını emrederdi. Ebû Abdurrahman el-Mukrî de bu görüşteydi. Tirmîzî: İbn Ebî Ömer’den işittim; Süfyân b. Uyeyne’den naklen, ‘Muhammed b. Aclân hadis konusunda güvenilir ve emin bir kişiydi’ dedi. Bu konuda Câbir, Ebû Hüreyre ve Sehl b. Sa‘d’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû Saîd el-Hudrî hadisi hasen sahihtir. İlim adamlarından bir kısmı bu hadise göre amel etmiştir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Bir kısım ilim adamları ise şöyle demiştir: ‘İmam hutbe okurken mescide girerse oturur ve namaz kılmaz.’ Süfyân es-Sevrî ve Kûfelilerin görüşü böyledir. Fakat birinci görüş daha sahihtir. Kuteybe, Alâ b. Hâlid el-Kureşî’den aktararak dedi ki: ‘Hasan el-Basrî’yi gördüm; Cuma günü imam hutbe okurken mescide girdi, iki rekât namaz kıldı ve sonra oturdu.’ Hasan el-Basrî, bu hadise uymak için böyle yapmıştır. Bu hadisi Câbir’den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den rivâyet etmiştir.

Jami At Tirmidhi 511