حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَ مِنْكُمْ مُصَلِّيًا بَعْدَ الْجُمُعَةِ فَلْيُصَلِّ أَرْبَعًا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عُيَيْنَةَ قَالَ كُنَّا نَعُدُّ سُهَيْلَ بْنَ أَبِي صَالِحٍ ثَبْتًا فِي الْحَدِيثِ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ . وَرُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي قَبْلَ الْجُمُعَةِ أَرْبَعًا وَبَعْدَهَا أَرْبَعًا . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ رضى الله عنه أَنَّهُ أَمَرَ أَنْ يُصَلَّى بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ أَرْبَعًا . وَذَهَبَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ إِلَى قَوْلِ ابْنِ مَسْعُودٍ . وَقَالَ إِسْحَاقُ إِنْ صَلَّى فِي الْمَسْجِدِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ صَلَّى أَرْبَعًا وَإِنْ صَلَّى فِي بَيْتِهِ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ . وَاحْتَجَّ بِأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ وَحَدِيثِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَ مِنْكُمْ مُصَلِّيًا بَعْدَ الْجُمُعَةِ فَلْيُصَلِّ أَرْبَعًا " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَابْنُ عُمَرَ هُوَ الَّذِي رَوَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ وَابْنُ عُمَرَ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى فِي الْمَسْجِدِ بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ وَصَلَّى بَعْدَ الرَّكْعَتَيْنِ أَرْبَعًا . حَدَّثَنَا بِذَلِكَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ رَأَيْتُ ابْنَ عُمَرَ صَلَّى بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ صَلَّى بَعْدَ ذَلِكَ أَرْبَعًا . حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ قَالَ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَنَصَّ لِلْحَدِيثِ مِنَ الزُّهْرِيِّ وَمَا رَأَيْتُ أَحَدًا الدَّنَانِيرُ وَالدَّرَاهِمُ أَهْوَنُ عَلَيْهِ مِنْهُ إِنْ كَانَتِ الدَّنَانِيرُ وَالدَّرَاهِمُ عِنْدَهُ بِمَنْزِلَةِ الْبَعْرِ . قَالَ أَبُو عِيسَى سَمِعْت ابْنَ أَبِي عُمَرَ قَال سَمِعْتُ سُفْيَانَ بْنَ عُيَيْنَةَ يَقُولُ كَانَ عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ أَسَنَّ مِنْ الزُّهْرِيِّ
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sizden kim Cuma’dan sonra namaz kılacaksa dört rek’at kılsın.” Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Hasan b. Ali, Ali b. el-Medînî vasıtasıyla Süfyân b. Uyeyne’den naklederek şöyle demiştir: Süheyl b. Ebî Salih’i hadis konusunda sağlam bir kimse olarak kabul ederdik. Bazı ilim adamları da bu hadisle amel etmişlerdir. Abdullah b. Mes’ûd’dan, Cuma’dan önce dört ve Cuma’dan sonra dört rek’at namaz kıldığı rivâyet edilmiştir. Ali b. Ebî Tâlib’in (radıyallahü anh), Cuma’dan sonra önce iki, ardından dört rek’at kılınmasını emrettiği de rivâyet edilmiştir. Süfyân es-Sevrî ile İbnü’l-Mübârek, İbn Mes’ûd’un görüşünü benimsemişlerdir. İshâk şöyle demiştir: Cuma günü mescidde kılarsa dört, evinde kılarsa iki rek’at kılar. Buna, Nebî’nin (sallallahü aleyhi ve sellem) Cuma’dan sonra evinde iki rek’at kılmasıyla ve Nebî’nin (sallallahü aleyhi ve sellem), “Sizden kim Cuma’dan sonra namaz kılacaksa dört rek’at kılsın” hadisiyle delil getirmiştir. Ebû Îsâ şöyle demiştir: Nebî’nin (sallallahü aleyhi ve sellem) Cuma’dan sonra evinde iki rek’at kıldığını rivâyet eden İbn Ömer’dir. İbn Ömer, Nebî’den (sallallahü aleyhi ve sellem) sonra Cuma’nın ardından mescidde iki rek’at kılmış, bu iki rek’attan sonra da dört rek’at kılmıştır. Bunu bize İbn Ebî Ömer, Süfyân b. Uyeyne’den, o İbn Cüreyc’den, o da Atâ’dan rivâyet etti. Atâ şöyle dedi: İbn Ömer’i Cuma’dan sonra iki rek’at, ardından da dört rek’at kılarken gördüm. Saîd b. Abdurrahman el-Mahzûmî, Süfyân b. Uyeyne’den, o da Amr b. Dînâr’dan nakletti. Amr şöyle dedi: Hadisi Zührî’den daha açık ve sağlam biçimde aktaran hiç kimse görmedim. Dinar ve dirhemlerin kendisine ondan daha değersiz geldiği hiç kimse de görmedim; dinar ve dirhemler onun yanında hayvan gübresi değerindeydi. Ebû Îsâ şöyle dedi: İbn Ebî Ömer’i, Süfyân b. Uyeyne’den şöyle naklederken işittim: Amr b. Dînâr, Zührî’den daha yaşlıydı.