حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، وَمَنْصُورٌ، وَهِشَامٌ، فَأَمَّا خَالِدٌ وَهِشَامٌ فَقَالاَ عَنْ مُحَمَّدٍ وَحَفْصَةَ وَقَالَ مَنْصُورٌ عَنْ مُحَمَّدٍ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ قَالَتْ تُوُفِّيَتْ إِحْدَى بَنَاتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا وِتْرًا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ إِنْ رَأَيْتُنَّ وَاغْسِلْنَهَا بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَلْقَى إِلَيْنَا حِقْوَهُ فَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا بِهِ " . قَالَ هُشَيْمٌ وَفِي حَدِيثِ غَيْرِ هَؤُلاَءِ وَلاَ أَدْرِي وَلَعَلَّ هِشَامًا مِنْهُمْ قَالَتْ وَضَفَّرْنَا شَعْرَهَا ثَلاَثَةَ قُرُونٍ . قَالَ هُشَيْمٌ أَظُنُّهُ قَالَ فَأَلْقَيْنَاهُ خَلْفَهَا . قَالَ هُشَيْمٌ فَحَدَّثَنَا خَالِدٌ مِنْ بَيْنِ الْقَوْمِ عَنْ حَفْصَةَ وَمُحَمَّدٍ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ قَالَتْ وَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَابْدَأْنَ بِمَيَامِنِهَا وَمَوَاضِعِ الْوُضُوءِ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ سُلَيْمٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أُمِّ عَطِيَّةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ النَّخَعِيِّ أَنَّهُ قَالَ غُسْلُ الْمَيِّتِ كَالْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةِ . وَقَالَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ لَيْسَ لِغُسْلِ الْمَيِّتِ عِنْدَنَا حَدٌّ مُؤَقَّتٌ وَلَيْسَ لِذَلِكَ صِفَةٌ مَعْلُومَةٌ وَلَكِنْ يُطَهَّرُ . وَقَالَ الشَّافِعِيُّ إِنَّمَا قَالَ مَالِكٌ قَوْلاً مُجْمَلاً يُغَسَّلُ وَيُنْقَى وَإِذَا أُنْقِيَ الْمَيِّتُ بِمَاءٍ قَرَاحٍ أَوْ مَاءٍ غَيْرِهِ أَجْزَأَ ذَلِكَ مِنْ غُسْلِهِ وَلَكِنْ أَحَبُّ إِلَىَّ أَنْ يُغْسَلَ ثَلاَثًا فَصَاعِدًا لاَ يُنْقَصُ عَنْ ثَلاَثٍ لِمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا " . وَإِنْ أَنْقَوْا فِي أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثِ مَرَّاتٍ أَجْزَأَ وَلاَ يَرَى أَنَّ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّمَا هُوَ عَلَى مَعْنَى الإِنْقَاءِ ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا وَلَمْ يُؤَقِّتْ . وَكَذَلِكَ قَالَ الْفُقَهَاءُ وَهُمْ أَعْلَمُ بِمَعَانِي الْحَدِيثِ . وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ وَتَكُونُ الْغَسَلاَتُ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَيَكُونُ فِي الآخِرَةِ شَيْءٌ مِنْ كَافُورٍ .
Ümmü Atıyye (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’in kızlarından biri vefat etmişti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): “Onu tek sayıda, üç veya beş yahut gerek görürseniz daha fazla yıkayın. Su ve sidr ile yıkayın; sonuncusunda ise kâfur veya kâfurdan bir parça koyun. İşiniz bitince bana bildirin” buyurdu. Biz de işimiz bitince bildirdik. Bize kendi giydiği, hıkv denilen elbisesini verdi ve: “Bunu ona iç gömleği yapın” buyurdu. Hüşeym diyor ki: Bu hadisin başka rivâyetlerinde, belki Hişâm da onlardan biridir, Ümmü Atıyye şöyle demiştir: “Onun saçını üç örgü hâlinde ördük.” Yine Hüşeym diyor ki: Zannedersem, “Örgülerini arkasına bıraktık” dedi. Hüşeym şöyle dedi: Topluluğun içinden Hâlid bize Hafsa ve Muhammed vasıtasıyla Ümmü Atıyye’den naklettiğine göre, Ümmü Atıyye şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bize: “Sağ tarafından ve abdest organlarından başlayın” buyurdu. Bu konuda Ümmü Süleym’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ümmü Atıyye hadisi hasen sahihtir. İlim adamlarının uygulaması bu hadise göredir. İbrahim Nehaî’den rivâyete göre, şöyle demektedir: Cenazeyi yıkamak aynen cünüplükten temizlenmek için yapılan yıkama gibidir. Mâlik b. Enes der ki: Bizce cenaze yıkama işinde belli bir sınır ve belli bir şekil yoktur. Cenaze tertemiz yıkanır. Şâfiî der ki: Mâlik, “Yıkanır ve temizlenir” demekle kısa ve özlü konuşmuştur. Düz su veya başka bir su ile yıkanarak cenaze temizlenirse bu gusül için yeterlidir. Fakat benim hoşuma giden, üç veya daha fazla yıkanması ve üçten eksik yıkanmamasıdır. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.): “Onu üç veya beş kere yıkayın” buyurmuştur. Üçten az yıkamakla da temizlenirse bu yeterlidir. Peygamber (s.a.v.)’in “Üç veya beş kere yıkayın” sözünün, temizleme anlamında olduğunu ve belli bir sayı tayin etmediğini kabul eder. Fıkıhçılar da aynı kanaattedirler ve hadisin mânalarını daha iyi bilirler. Ahmed ve İshâk da şöyle demektedirler: Yıkamalar su ve sidr ile olur; sonuncusunda ise kâfurdan bir parça kullanılır.