حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سِنَانٍ، قَالَ دَفَنْتُ ابْنِي سِنَانًا وَأَبُو طَلْحَةَ الْخَوْلاَنِيُّ جَالِسٌ عَلَى شَفِيرِ الْقَبْرِ فَلَمَّا أَرَدْتُ الْخُرُوجَ أَخَذَ بِيَدِي فَقَالَ أَلاَ أُبَشِّرُكَ يَا أَبَا سِنَانٍ . قُلْتُ بَلَى . فَقَالَ حَدَّثَنِي الضَّحَّاكُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَرْزَبٍ عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا مَاتَ وَلَدُ الْعَبْدِ قَالَ اللَّهُ لِمَلاَئِكَتِهِ قَبَضْتُمْ وَلَدَ عَبْدِي . فَيَقُولُونَ نَعَمْ . فَيَقُولُ قَبَضْتُمْ ثَمَرَةَ فُؤَادِهِ . فَيَقُولُونَ نَعَمْ . فَيَقُولُ مَاذَا قَالَ عَبْدِي فَيَقُولُونَ حَمِدَكَ وَاسْتَرْجَعَ . فَيَقُولُ اللَّهُ ابْنُوا لِعَبْدِي بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَسَمُّوهُ بَيْتَ الْحَمْدِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Ebû Sinan’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Oğlum Sinan’ı defnettim. Ebû Talha el-Havlânî kabrin kenarında oturuyordu. Kabirden çıkmak istediğimde elimden tuttu ve şöyle dedi: “Ey Ebû Sinan, sana bir müjde vereyim mi?” Ben de: “Evet” dedim. Dedi ki: Dahhâk b. Abdurrahman b. Arzeb, Ebû Musa el-Eş‘arî’den bana rivâyet ettiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bir kulun çocuğu vefat ettiğinde Allah meleklerine: ‘Kulumun çocuğunun ruhunu kabzettiniz mi?’ buyurur. Melekler: ‘Evet’ derler. Sonra Allah: ‘Onun gönlünün meyvesini mi aldınız?’ buyurur. Melekler: ‘Evet’ derler. Allah: ‘Kulum ne dedi?’ buyurur. Melekler: ‘Sana hamdetti ve istircâ etti’ derler. Bunun üzerine Allah şöyle buyurur: ‘Bu kuluma cennette bir ev yapın ve adını Hamd Evi koyun.’” Tirmîzî: Bu hadis hasen garibtir.