حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا هِقْلُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي أَبُو إِبْرَاهِيمَ الأَشْهَلِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا صَلَّى عَلَى الْجَنَازَةِ قَالَ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّنَا وَمَيِّتِنَا وَشَاهِدِنَا وَغَائِبِنَا وَصَغِيرِنَا وَكَبِيرِنَا وَذَكَرِنَا وَأُنْثَانَا " . قَالَ يَحْيَى وَحَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ ذَلِكَ وَزَادَ فِيهِ " اللَّهُمَّ مَنْ أَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَأَحْيِهِ عَلَى الإِسْلاَمِ وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلَى الإِيمَانِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَعَائِشَةَ وَأَبِي قَتَادَةَ وَعَوْفِ بْنِ مَالِكٍ وَجَابِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ وَالِدِ أَبِي إِبْرَاهِيمَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَرَوَى هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ وَعَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً . وَرَوَى عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَحَدِيثُ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ غَيْرُ مَحْفُوظٍ وَعِكْرِمَةُ رُبَّمَا يَهِمُ فِي حَدِيثِ يَحْيَى . وَرُوِيَ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ أَصَحُّ الرِّوَايَاتِ فِي هَذَا حَدِيثُ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي إِبْرَاهِيمَ الأَشْهَلِيِّ عَنْ أَبِيهِ . وَسَأَلْتُهُ عَنِ اسْمِ أَبِي إِبْرَاهِيمَ فَلَمْ يَعْرِفْهُ .
Ebû İbrahim el-Eşhelî’nin babasından rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) cenaze namazı kıldığı zaman şöyle derdi: “Allah’ım! Dirimizi ve ölümüzü, burada bulunanımızı ve bulunmayanımızı, küçüğümüzü ve büyüğümüzü, erkeğimizi ve kadınımızı bağışla.” Yahyâ dedi ki: Ebû Seleme b. Abdurrahman da bana Ebû Hureyre’den, Nebî’den (s.a.v.) bunun benzerini rivâyet etti ve şunu ilave etti: “Allah’ım! Bizden yaşattığını İslâm üzere yaşat; bizden vefat ettirdiğini iman üzere vefat ettir.” Bu konuda Abdurrahman b. Avf, Âişe, Ebû Katâde, Avf b. Mâlik ve Câbir’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ebû İbrahim’in babasının hadisi hasen sahihtir. Hişâm ed-Destevâî ve Ali b. el-Mübârek bu hadisi Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o da Ebû Seleme b. Abdurrahman’dan, Nebî’den (s.a.v.) mürsel olarak rivâyet etmişlerdir. İkrime b. Ammâr ise Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o Ebû Seleme’den, o Âişe’den, o da Nebî’den (s.a.v.) rivâyet etmiştir. İkrime b. Ammâr’ın hadisi mahfuz değildir. İkrime, Yahyâ’nın hadisinde bazen yanılır. Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o Abdullah b. Ebî Katâde’den, o babasından, o da Nebî’den (s.a.v.) olmak üzere de rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Muhammed’i şöyle derken işittim: Bu konudaki rivâyetlerin en sahihi, Yahyâ b. Ebî Kesîr’in Ebû İbrahim el-Eşhelî’den, onun da babasından rivâyet ettiği hadistir. Kendisine Ebû İbrahim’in adını sordum, fakat bilemedi.