قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نَلْقَى الْعَدُوَّ غَدًا وَلَيْسَتْ مَعَنَا مُدًى فَقَالَ النَّبِيُّ ﷺ مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ فَكُلُوهُ مَا لَمْ يَكُنْ سِنًّا أَوْ ظُفُرًا وَسَأُحَدِّثُكُمْ عَنْ ذَلِكَ أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ وَأَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ
Rafî’ b. Hadîç (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Yarın düşmanla karşılaşacağız, yanımızda hayvan kesebileceğimiz bıçağımız bile yok; ne yapacağız?” Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Diş ve tırnak olmamak şartıyla, kan akıtabilecek her kesici şeyle besmele çekilerek kesilen hayvanı yiyin. Bunun sebebini size anlatacağım: Diş kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır.”