Tirmizî

2183 numaralı hadis

حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ فُرَاتٍ الْقَزَّازِ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ أَسِيدٍ، قَالَ أَشْرَفَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ غُرْفَةٍ وَنَحْنُ نَتَذَاكَرُ السَّاعَةَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تَرَوْا عَشْرَ آيَاتٍ طُلُوعُ الشَّمْسِ مِنْ مَغْرِبِهَا وَيَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَالدَّابَّةُ وَثَلاَثَةُ خُسُوفٍ خَسْفٍ بِالْمَشْرِقِ وَخَسْفٍ بِالْمَغْرِبِ وَخَسْفٍ بِجَزِيرَةِ الْعَرَبِ وَنَارٌ تَخْرُجُ مِنْ قَعْرِ عَدَنَ تَسُوقُ النَّاسَ أَوْ تَحْشُرُ النَّاسَ فَتَبِيتُ مَعَهُمْ حَيْثُ بَاتُوا وَتَقِيلُ مَعَهُمْ حَيْثُ قَالُوا ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ فُرَاتٍ، نَحْوَهُ وَزَادَ فِيهِ ‏"‏ الدُّخَانَ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ فُرَاتٍ الْقَزَّازِ، نَحْوَ حَدِيثِ وَكِيعٍ عَنْ سُفْيَانَ، ‏.‏ حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، عَنْ شُعْبَةَ، وَالْمَسْعُودِيِّ، سَمِعَا مِنْ، فُرَاتٍ الْقَزَّازِ نَحْوَ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ سُفْيَانَ عَنْ فُرَاتٍ وَزَادَ فِيهِ ‏"‏ الدَّجَّالَ أَوِ الدُّخَانَ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ الْحَكَمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْعِجْلِيُّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ فُرَاتٍ، نَحْوَ حَدِيثِ أَبِي دَاوُدَ عَنْ شُعْبَةَ، وَزَادَ، فِيهِ قَالَ ‏"‏ وَالْعَاشِرَةُ إِمَّا رِيحٌ تَطْرَحُهُمْ فِي الْبَحْرِ وَإِمَّا نُزُولُ عِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ وَصَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Huzeyfe b. Üseyd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz aramızda kıyameti müzakere ederken Rasûlullah (s.a.v.) üst kattan bize baktı ve şöyle buyurdu: “On alâmet görülmeden kıyamet kopmayacaktır: Güneşin battığı yerden doğması, Ye’cûc ve Me’cûc, dâbbe, üç yer çökmesi ki bunlar doğuda bir çökme, batıda bir çökme ve Arap Yarımadası’nda bir çökmedir; bir de Aden’in derinliklerinden çıkıp insanları sürecek veya bir araya toplayacak olan ateştir. O ateş, insanların geceledikleri yerde onlarla birlikte geceleyecek ve dinlendikleri yerde onlarla birlikte dinlenecektir.” Mahmûd b. Gaylân, Vekî‘ vasıtasıyla Süfyân’dan, o da Furât’tan bunun benzerini rivâyet etmiş ve buna “dumanı” ilâve etmiştir. Hennâd, Ebü’l-Ahvas vasıtasıyla Furât el-Kazzâz’dan, Vekî‘in Süfyân’dan rivâyet ettiği hadisin benzerini rivâyet etmiştir. Mahmûd b. Gaylân, Ebû Dâvûd et-Tayâlisî vasıtasıyla Şu‘be ve Mes‘ûdî’den, onların da Furât el-Kazzâz’dan işittikleri, Abdurrahman’ın Süfyân’dan, onun da Furât’tan rivâyet ettiği hadisin benzerini rivâyet etmiş ve buna “Deccâl veya dumanı” ilâve etmiştir. Ebû Mûsâ Muhammed b. Müsenna, Ebü’n-Nu‘mân el-Hakem b. Abdullah el-İclî vasıtasıyla Şu‘be’den, o da Furât’tan, Ebû Dâvûd’un Şu‘be’den rivâyet ettiği hadisin benzerini rivâyet etmiş ve şunu ilâve etmiştir: “Onuncusu ise ya onları denize atacak bir rüzgâr yahut Meryem oğlu Îsâ’nın inişidir.” Tirmizî: Bu konuda Ali, Ebû Hüreyre, Ümmü Seleme ve Safiyye bint Huyey’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.

Jami At Tirmidhi 2183