حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي مُجَالِدٍ، بِهَذَا وَقَالَ فَنُسْلِفُهُمْ فِي الْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ. وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْوَلِيدِ عَنْ سُفْيَانَ حَدَّثَنَا الشَّيْبَانِيُّ وَقَالَ وَالزَّيْتِ. حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ وَقَالَ فِي الْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالزَّبِيبِ.
Halid İbn Abdullah’ın Şeybani yoluyla Muhammed İbn Ebi Mücalid’den bu rivayeti naklettiğine göre, "Onlarla buğday ve arpa için selem yapardık" denilmiştir. Abdullah İbnü’l-Velid’in Süfyan’dan rivayetinde Şeybani ayrıca yağı; Kuteybe’nin Cerir’den rivayetinde ise buğday, arpa ve kuru üzümü zikretmiştir.