حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنِ عَلِيٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ . قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي شُرَيْحٍ وَوَاثِلَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا أَصَحُّ مِنَ الْحَدِيثِ الأَوَّلِ .
Kuteybe, Ebû Avâne vasıtasıyla Abdüla‘lâ’dan, Ebû Abdurrahman es-Sülemî’den ve Ali’den, Nebî (s.a.v.)’in bu hadisin bir benzerini söylediğini bize aktarmıştır. Tirmizî: Bu hadis hasendir. Bu konuda İbn Abbâs, Ebû Hureyre, Ebû Şüreyh ve Vâsile’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu rivâyet önceki hadisten daha sağlamdır.