حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَوْ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لاَ ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ إِمَامٌ عَادِلٌ وَشَابٌّ نَشَأَ بِعِبَادَةِ اللَّهِ وَرَجُلٌ كَانَ قَلْبُهُ مُعَلَّقًا بِالْمَسْجِدِ إِذَا خَرَجَ مِنْهُ حَتَّى يَعُودَ إِلَيْهِ وَرَجُلاَنِ تَحَابَّا فِي اللَّهِ فَاجْتَمَعَا عَلَى ذَلِكَ وَتَفَرَّقَا وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ حَسَبٍ وَجَمَالٍ فَقَالَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَأَخْفَاهَا حَتَّى لاَ تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينُهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهَكَذَا رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ مِثْلَ هَذَا وَشَكَّ فِيهِ وَقَالَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَوْ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ رَوَاهُ عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَلَمْ يَشُكَّ فِيهِ يَقُولُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ . حَدَّثَنَا سَوَّارُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْعَنْبَرِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، حَدَّثَنِي خُبَيْبٌ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ بِمَعْنَاهُ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ " كَانَ قَلْبُهُ مُعَلَّقًا بِالْمَسَاجِدِ " . وَقَالَ " ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَالٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Ebû Hüreyre veya Ebû Saîd (radıyallahü anhüma)'dan rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah kendi gölgesinden başka gölge bulunmadığı bir günde yedi kişiyi kendi gölgesinde gölgelendirecektir: Adaletli devlet başkanı, Allah’a ibadetle yetişip büyüyen genç, mescidden çıktığında tekrar dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kişi, Allah için birbirini seven, bu sevgiyle bir araya gelip bu sevgiyle ayrılan iki kişi, kendi başına olduğu hâlde Allah’ı zikrederek gözlerinden yaşlar akıtan kimse, güzel ve soylu bir kadının kendisini çağırması üzerine, ‘Ben Allah’tan korkarım’ diyerek o kadına yaklaşmayan kişi ve sadaka verdiğinde sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar onu gizleyen kişi.” Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis başka şekillerde Mâlik b. Enes’ten de bunun gibi rivâyet edilmiştir. Mâlik, hadisin senedinde şüphe ederek, “Ebû Hüreyre veya Ebû Saîd’den” demektedir. Ubeydullah b. Ömer ise bu hadisi Hubeyb b. Abdurrahman’dan rivâyet etmiş ve senedinde şüphe etmeksizin “Ebû Hüreyre’den” demiştir. Sevvâr b. Abdullah el-Anberî ve Muhammed b. el-Müsennâ, Yahyâ b. Saîd’den; o da Ubeydullah b. Ömer’den, Hubeyb’den, Hafs b. Âsım’dan ve Ebû Hüreyre’den, Nebî’den (sallallahü aleyhi ve sellem) Mâlik b. Enes hadisinin aynı anlamdaki benzerini rivâyet etmişlerdir. Ancak bu rivâyette, “Kalbi mescidlere bağlı olan kişi” ve “Makam ve güzellik sahibi bir kadın” denilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.