Tirmizî

2495 numaralı hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَنْمٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى يَا عِبَادِي كُلُّكُمْ ضَالٌّ إِلاَّ مَنْ هَدَيْتُهُ فَسَلُونِي الْهُدَى أَهْدِكُمْ وَكُلُّكُمْ فَقِيرٌ إِلاَّ مَنْ أَغْنَيْتُ فَسَلُونِي أَرْزُقْكُمْ وَكُلُّكُمْ مُذْنِبٌ إِلاَّ مَنْ عَافَيْتُ فَمَنْ عَلِمَ مِنْكُمْ أَنِّي ذُو قُدْرَةٍ عَلَى الْمَغْفِرَةِ فَاسْتَغْفَرَنِي غَفَرْتُ لَهُ وَلاَ أُبَالِي وَلَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَحَيَّكُمْ وَمَيِّتَكُمْ وَرَطْبَكُمْ وَيَابِسَكُمُ اجْتَمَعُوا عَلَى أَتْقَى قَلْبِ عَبْدٍ مِنْ عِبَادِي مَا زَادَ ذَلِكَ فِي مُلْكِي جَنَاحَ بَعُوضَةٍ وَلَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَحَيَّكُمْ وَمَيِّتَكُمْ وَرَطْبَكُمْ وَيَابِسَكُمُ اجْتَمَعُوا عَلَى أَشْقَى قَلْبِ عَبْدٍ مِنْ عِبَادِي مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِنْ مُلْكِي جَنَاحَ بَعُوضَةٍ وَلَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَحَيَّكُمْ وَمَيِّتَكُمْ وَرَطْبَكُمْ وَيَابِسَكُمُ اجْتَمَعُوا فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ فَسَأَلَ كُلُّ إِنْسَانٍ مِنْكُمْ مَا بَلَغَتْ أُمْنِيَّتُهُ فَأَعْطَيْتُ كُلَّ سَائِلٍ مِنْكُمْ مَا سَأَلَ مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِنْ مُلْكِي إِلاَّ كَمَا لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ مَرَّ بِالْبَحْرِ فَغَمَسَ فِيهِ إِبْرَةً ثُمَّ رَفَعَهَا إِلَيْهِ ذَلِكَ بِأَنِّي جَوَادٌ مَاجِدٌ أَفْعَلُ مَا أُرِيدُ عَطَائِي كَلاَمٌ وَعَذَابِي كَلاَمٌ إِنَّمَا أَمْرِي لِشَيْءٍ إِذَا أَرَدْتُهُ أَنْ أَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَرَوَى بَعْضُهُمْ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ عَنْ مَعْدِيكَرِبَ عَنْ أَبِي ذَرٍّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏

Ebû Zer (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah şöyle buyurur: ‘Ey kullarım! Hepiniz dalâlettesiniz, ancak benim hidayet nasip ettiğim kişiler hariç. Benden hidayet isteyiniz ki size hidayet vereyim. Hepiniz fakirsiniz, ancak benim zengin ettiğim kimseler hariç. Benden isteyin, sizi rızıklandırayım. Hepiniz günahkârsınız, benim affettiklerim dışında. İçinizden her kim benim bağışlama gücüne sahip olduğumu bilir ve benden bağışlanmasını isterse onu affederim ve aldırmam. Sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, dirileriniz, ölüleriniz, yaşlarınız ve kurularınız, kullarımdan en takvalı bir kulun kalbi üzere toplansalar bu, benim mülkümde sivrisineğin kanadı kadar bir şey artırmaz. Sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, dirileriniz, ölüleriniz, yaşlarınız ve kurularınız, kullarımdan en bedbaht bir kulun kalbi üzere toplansalar bu, benim mülkümden sivrisineğin kanadı kadar bir şey eksiltmez. Sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, dirileriniz, ölüleriniz, yaşlarınız ve kurularınız bir meydanda toplansalar, her biriniz arzusunun ulaştığı şeyi istese ve ben de her isteyene istediğini versem bu, benim mülkümden ancak birinizin denize uğrayıp içine bir iğne daldırdıktan sonra onu çıkarması kadar eksiltir. Bu, benim cömert ve yüce oluşumdandır. İstediğimi yaparım. Bağışım bir sözdür, azabım da bir sözdür. Bir şeyi istediğim zaman ona yalnızca “Ol!” derim, o da oluverir.’” Tirmizî: Bu hadis hasendir. Bazıları da bu hadisi Şehr b. Havşeb’den, Ma‘dîkerib’den, Ebû Zer’den, Nebi’den (s.a.v.) benzer şekilde rivâyet etmişlerdir.

Jami At Tirmidhi 2495